|
YIL 1918, yer
Çanakkale, savaþ devam ediyor. Gelibolu çýkartmasý baþladý. Bazen
Türkler, bazen Ýngilizler saldýrýya geçiyor ama kesin üstünlük saðlayan
taraf yok.
Gögüs göðüse çarpýþmalar henüz bitmiþ, top atýþlarý baþlayýnca her iki
taraf meydaný boþaltýp geri çekilmiþti. Ortalýkta zaman zaman duyulan
top seslerinden baþka ses ve hareket yoktu. Gün kararýrken yavaþ yavaþ
top sesleri de kesildi.
* * * * * *
Savaþ meydanýnda ertesi sabah. . .
Bir Türk yavaþ yavaþ doðruldu, ölüm sessizliðindeki meydaný bir süre
süzdü. Eli bayýlmasýna sebep olan baþýndaki yaraya gitti. Sýçrayan bir
taþ baþýna çarpýp bayýltmýþtý. Önemli bir yarasýnýn olmadýðýný
anlayýnca, bacaklarýnýn üzerindeki ölüyü hafifçe yana itekledi, ayaða
kalktý. Ortalýðý bir süre süzdükten sonra rastgele bir yöne yürümeye
baþladý. Pek geçmeden sað tarafýndan gelen iniltileri duyarak durakladý.
Seslerin geldiði yöne ilerledi. Ýnleyen iki kiþi gördü, birden eli
silahýna gitti; inleyenlerin ikisi de Ýngilizdi, düþmanýydý. Silahý
elinde bir süre dona kaldý. Ýnleyerek, henüz kendilerine gelen iki
Ýngiliz korkuyla kendisine bakýyor, ateþ etmesini bekliyorlardý. Türk
Ýngilizlerin ikisinin de yaralý olduðunu farketti; biri kolundan, diðeri
ayaðýndan vurulmuþtu. Bunun üzerine silahýný indirdi, beline taktý,
eðildi yaralarýna baktý. Kolundan yaralý olanýn durumu fena deðildi ama
ayaðýndan yaralý olanýn yarasý kanýyordu. Türk Ýngilizlerin þaþkýn
bakýþlarý altýnda, kasaturasýný çýkardý ölmüþ askerlerden birinin
atletini yýrttý, ayaktaki yarayý kaný durduracak þekilde sardý , sonra
diðerinin yardýmýyla iki tüfeði yaralý ayaðý korumak için baðladý.
Kurþunu çýkartamayacaðýný düþünmüþtü. Diðerinin kolundaki kurþun derinde
deðildi kasaturayla kurþunu çýkardý, yarayý sardý. Ýngilizler sebebini
anlayamasalar da Türk'ün kötülük yapmayacaðýný anlamýþtý.
* * * * * *
Üçü birlikte bir yerlere varabilmek, kendilerine yardým edecek
birilerini bulabilmek için amacýyla rastgele bir yöne doðru yola
koyuldular. Türk de buralara ilk defa gelmiþti, çevrenin en az
Ýngilizler kadar yabancýsýydý.
Joe adýndaki ayaðý yaralý olan Ýngiliz, kendisine yürürken de zaman
zaman destek olan Türk'e minnettarlýk duyuyor ama kolu hafif yaralý olan
Fred adýndaki diðeri hâlâ nefret doluydu. Üçü beraber yürürken Fred,
Türk'ün dillerini anlamadýðýný da bildiðinden Joe'ya; "-Ýlk fýrsatta
Türk'ü öldüreceðim" dedi. Fakat umduðu karþýlýðý alamadý, Joe bu
düþüncesine isyan etti. Fakat Fred, tek baþýna da olsa Türk'ü
öldüreceðini söyledi.
Türk'ün yanýnda tabancasý vardý ama diðerlerinin tüm silahlarýný yere
attýrmýþtý.
* * * * * *
Hava kararýnca konakladýlar. Türk yorgunluktan hemen uyuyakalmýþtý.
Ýngilizler biraz ötede yatmýþ ama henüz uyumamýþlardý. Fred, Türk'ün
uyuduðunu anlayýnca usulca yerinden kalktý, belinde gizlediði bir býçaðý
çýkararak Türk'e yaklaþmaya baþladý. Onu gören Joe yerden doðruldu,
alçak sesle arkadaþýna baðýrdý; "-Git, yat yerine!. . " Fakat Fred onu
duymamýþcasýna ilerlemeye devam etti. Bu kez bacaðý yaralý olan da
yerden bir taþ aldý, kendisine daha yakýn olan Türkle
arkadaþýnýn arasýna girmeye çalýþtý. Joe'nun kararlý tutumu üzerine Fred
sinirlendi ama Türk'ün uyanmasýndan çekinerek yerine gitti, yattý.
* * * * * *
Sabah Türk yanýndaki yiyeceði Ýngilizlerle eþit paylaþýnca, Fred'te de
biraz yumuþama olur, ama uzun sürmez. Türk'ün düþman olduðunu, sað
kalýrsa tekrar Ýngilizlerle savaþacaðýný düþündü. Ýlk fýrsatta onu
öldürmeye karar verdi. Joe'nun Türk'e aptalca bir minnet duyduðunu ve bu
konuda onu güvenemeyeceðini düþünüyordu. Tek baþýna baþarmak zorundaydý.
O bir Türk, bir düþmandý ve ölmeliydi.
* * * * * *
Yer yer uçurumlarla kesilen bir patikadan ilerlemeye baþlamýþlardý.
Aniden fýrlayýp uçan bir kuþ Fred'i þaþýrtýr, ayaðý takýlýr, tam uçuruma
düþecekken Türk atýlýr, bileðinden yakalar. Zorluklada olsa yukarý
çekmeyi baþarýr. Sonra hiçbirþey olmamýþ gibi dönüp yürümeye
devam eder.
Fred, Türk'ün kendisini kurtardýðýna sevinememiþ, hatta üzülmüþ,
sinirlenmiþti. Ne yapmasý gerektiðine artýk kendisi de karar
veremiyordu.
Ayný dar yolda ilerlemeye devam ettiler. Türk bacaðý yaralý olan Joe'ya
çoðu zaman yardým ediyor, Fred biraz arkadan geliyordu. Arkadan gelen
Fred, tutunmak için elini attýðý yerde, tam eline oturan bir taþ buldu.
Ýçinde yine Türkten kurtulmak için büyük bir istek duydu. Kýsa bir
kararsýzlýktan sonra, taþý eline alýp, Türk'e arkadan yaklaþmaya
baþladý. Son anda Joe onu farketti, kendisini yere atarken Türk'ü
uyarmak için baðýrdý. Bir tehlike olduðunu anlayan Türk ileri fýrlarken,
silahýný çekip hýzla döndü. Biran için sanki zaman durdu; birinin elinde
tabanca, diðerinde taþ ve yerde þaþkýn Joe öylece kaldýlar. Fred
elindeki taþýn, tabanca karþýsýnda bir iþe yaramayacaðýný düþünüp
kahroluyordu. Türk bir kaç saniye daha öylece baktýktan sonra. bir dostu
tarafýndan aldatýlmýþ gibi, hayalleri yýkýlmýþ gibi omuzlarý düþtü.
Tabancayý ters çevirip Fred'e uzattý. "-Hâlâ beni öldürmek istiyorsan,
al !. . " der gibiydi. Fred þaþkýnlýk içinde tabancayý aldý ve Türk'e
çevirdi. Ne olduðunu anlamak ister gibi kendisine bakan yerdeki Joe ile
gözgöze geldi. Arkadaþý "-Yapma!. . " diye baðýrýnca, fýrsatý
kaçýrmaktan çekinir gibi elindeki silahý daha da doðrulttu, parmaklarý
tetiðe gitti.
Türk'ün "-Vefasýzsýn, kalleþsin !. . " diye haykýran gözlerinden kendini
kurtarýp
tekrar arkadaþýna baktý; öfke dolu gözlerle karþýlaþtý. Yapamayacaðýný
düþündü. Tabancayý tutan eli güçsüzce yanýna düþtü, sonra tabancayý
Türk'e uzattý. Türk tabancayý sevinçle geri aldý, tekrar silahý ona
çevirdi. Joe'nun þaþkýn bakýþlarý altýnda tetiðe bastý. . .
Ýngilizler þaþkýnlýk içinde kalmýþlardý; silahta kurþun yoktu. Türk
gülerek silahýný beline koydu, cebinden çýkardýðý kurþunlarý gösterdi.
Silahýný boþalttýðý için Fred'e vermiþ, onu denemiþti. Ýngilizler de
durumu anlayýnca dakikalarca güldüler.
* * * * * *
Tekrar yola koyuldular. Birden Türk ayaðýný oynak bir taþa basýp yere
yuvarlandý. Düþerken kolu sýyrýlmýþ, bileði kanamýþtý. Joe atletini
yýrtýp onun bileðini sarmaya hazýrlandý, fakat kanýn çok az olduðunu
görünce bir an durdu. Sonra býçaðýný çekip kendi bileðini de hafifçe
kesip, kanattý. Sonra kanayan bileðini Türk'ün bileðinin üzerine koydu.
Türk kankardeþ olarak kabul edildiðini anlayýnca gülümsedi. Birbirlerine
sýmsýcak, dostluk kokan bakýþlarla baktýlar. Onlarý ayakta seyreden
diðer Fred de býçaðýný çekip bileðini hafifçe kesti, yanlarýna çömelip
bileðini onlarýnkiyle birleþtirdi.
* * * * * *
Þafak sökerken yola koyuldular. Çok geçmeden bir kamp ateþi göründü,
sevinç içinde yürüdüler. Uzun bir yürüyüþten sonra kampa yaklaþmýþlardý.
Sevinç ve heyacandan kampa çok yaklaþtýklarý halde, hiç kimseyi neden
göremediklerini düþünmediler. Arkada kalan Türk gayri
ihtiyari, eline aldýðý boþ tabanca ile oynuyordu.
Fred, kampta Ýngiliz bayraðýný görüp sevinç naralarý atmaya baþlamýþtý
kî; iki el silah sesi sevincini kursaðýnda býraktý. Bir grup Ýngiliz
askeri saklandýklarý yerden neþeyle çýkarken, vurulan Türk cansýz yere
düþtü. . .
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Joe, Türk'ün üzerine kapanýp aðlarken Fred kendini dermansýzca
dizlerinin üstüne býraktý. Türk'ün tabancasýný aldý. Bir süre boþ boþ
ufuklara baktýktan sonra hýçkýrýklarýna engel olamadý. Arkadaþlarýný
Türkten kurtardýklarýný sanan Ýngilizlerin þaþkýn bakýþlarý altýnda,
arkadaþý gibi Türk'ün üstüne kapanýp aðlamaya baþladý. Bir yandan da
baðýrýyordu; "-Kardeþim!. . . Kardeþim!. . . "
yazar : AHMET ÜNAL ÇAM |